Haber: Gülara SUBAŞI – Kamera: Hakan KARADUMAN
(ZONGULDAK) – CHP Grup Başkanı Özgür Özel, “Bu yürüyüş, yeni bir yürüyüştür. Bu, yeniyi kuran bir yürüyüştür. Bu yenilik; emeklilerin yeni yolu, yeni yürüyüşüdür. Emekçilerin yeni yürüyüşüdür. Yoksulluktan kurtulmak isteyenlerin yürüyüşüdür. Artık canına tak eden çiftçilerin, köylülerin yeni yürüyüşüdür” dedi.
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Zonguldak’ta esnaf ziyaretinde bulundu, vatandaşlarla bir araya geldi. Özel, burada yaptığı konuşmada, “Hepinize ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum. Bugün bir kez daha emeğin başkentinde olmaktan, bir kez daha Zonguldak’ta olmaktan, emeğin başkentinde olmaktan, karaelmas diyarında olmaktan, Kıbrıs Fatihi Ecevit’in canı Zonguldak’ta olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimlerden önce Zonguldak’a gelerek Belediye Başkanı Tahsin Erdem’i Zonguldaklılara emanet ettiklerini, 31 Mart seçimlerinde ise Zonguldak Belediyesi ile altı ilçe ve altı belde olmak üzere toplam 12 belediyeyi CHP’nin kazandığını belirterek yurttaşlara teşekkür etti. Vatandaşların öfke ve hayal kırıklığını anladığını ifade eden Özel, bu enerjinin kötü sözlere değil, iktidarı değiştirme kararlılığına yöneltilmesi gerektiğini söyledi.
Özel, daha sonra düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde Zonguldak’ın emekli ve emekçi kenti olmasına rağmen emeklilerin büyük mağduriyet yaşadığını, asgari ücret sorununu ve kentin nüfus kaybını gündeme getirdiklerini anlattı. AK Parti iktidara geldiğinde 620 bin olan Zonguldak nüfusunun, Türkiye nüfusundaki artışa rağmen 560 bine gerilediğini belirten Özel, Türkiye Taşkömürü Kurumu’na bağlı dört müesseseden ikisinin kapandığını, Büyük Madenci Yürüyüşü’nü başlatan işletmelerdeki işçi sayısının da 16 binden 8 bine düştüğünü söyledi.
İki müessesenin iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri alınmadığı için kapalı olduğunu belirten Özel, gerekli önlemlerin Türkiye Taşkömürü Kurumu tarafından alınmadığını, denetimlerin de bakanlık tarafından yeterince yapılmadığını savundu. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Zonguldak halkının birlik içinde yaşam mücadelesini sürdürdüğünü ifade etti.
“ZONGULDAK’A DÖNÜP BAKAN YOK”
“Şehir küçülüyor, AVM’ler kapanıyor, şehri şehir yapan dükkanlar kapanıyor. Şehrin emeklisinin sayısı çalışanının sayısının üstüne geçmiş” diyen Özel, şöyle konuştu:
“Ortalama emekli maaşı 23 bin lira. En düşük emekli maaşı 20 bin lira. Verildiği günden beri 3 bin 500 lira erimiş. Şimdi emekliye düzenleme, kanun teklifi sadece enflasyon kadar. Yani Ocak’ta verdikleri kendi erittiklerini veriyorlar. Hep erimeye devam edecek altı ay boyunca daha. Bugün beş tane emekli bir araya gelse yoksulluk sınırının üstüne çıkamıyor düşünün. Eskiden emekliler 1,5 asgari ücret alırken, eskiden bir emekli maaşı, en düşük emekli maaşı 8 çeyrek alırken şimdi beş emekli bir araya geliyor, yoksulluk sınırının üstüne çıkamıyor. Memlekette asgari ücretli; yoksulluğun, açlık sınırının altında. Emekliler açlık sınırının altında. Madenciler yoksulluk sınırının altındalar. Zonguldak her geçen gün biraz daha zayıflıyor, biraz daha yıpranıyor. Verilen sözleri tutan yok. Zonguldak’ta iyiye giden tek şey belediyenin yaptığı ve sizin de takdir ettiğiniz işler. Onun dışında Zonguldak’a dönüp de bakan yok.
“KAPTAN LİMANDA DEĞİL, FIRTINADA LAZIM”
Biliyorsunuz biz son girdiğimiz genel seçimi kazanmamız gereken genel seçimi, avucumuzun içindeki genel seçimi kendi hatalarımızla, hiç millete kabahat bulmayalım kaybettik. Sonra büyük bir üzüntü yaşadık hep beraber. Sokağa çıkamaz olduk. Ayağa kalkamaz olduk. Birbirimizin yüzüne bakamaz olduk. O sırada ne deniyordu? ‘Efendim olsun, devam edelim, güvenli limana gidelim.’ Yahu siyasette ‘gemi’ dediğin şey eğer bir parti bir gemi ise, siyasette marifet gemiyi limana çekmek değil; gemiyi menzile ulaştırmak, hedefe ulaştırmak, iktidara götürmek. Kaptan limanda lazım değil; kaptan fırtınada lazım, rüzgârda lazım, okyanusları geçmek için lazım kaptan. Zonguldak’ta gözünüzün önündekileri ha bu. Bartın’da, Zonguldak’ta İl Başkanı, Genel Başkan Yardımcımız, milletvekilimiz, önceki dönem milletvekillerimiz ve belediye başkanlarımız, bu değişim ekibi, sizin desteğinizle, Türkiye’de değişim ekibi sizlerin desteğiyle olmaz denilen bir şey yaptı. Ne diyorlardı? ‘Rahmetli Atatürk kalkacak gelecek, bu delege ile Genel Başkan seçilemez’ diyorlar. Biz ne dedik? ‘Bu delegeyi evlatları ikna edecek. Eşleri ikna edecek. Torunları ikna edecek. Delegeyi, berberi tıraş yaparken kulağına doğrusunu söyleyecek. Bu delegeyi eninde sonunda komşusu 16 yaşındaki genç bir kız ikna edecek.’ ‘Aman, diyecek ‘Değişim’ diyecek. Kurultay salonuna hep beraber gittik, üç kişinin başlattığı bir slogan, kendiliğinden bütün salona, bütün Türkiye’ye yayıldı. ‘Sokağın sesini dinle’ diye. O delege sokağın sesini dinledi, sizin sesinizi dinledi. Değişimi gerçekleştirdi. Değişimle beraber yaş ortalaması 42 olan bir Parti Meclisi, yarısı kadın yarısı erkek olan bir Merkez Yönetim Kurulu, beş ay sonrasına kocaman bir iddia ortaya çıkardı. Ne dedik? Eğer girdiğimiz seçimleri kim gibi, Ecevit gibi nasıl o 70’lerde ikisi yerel, ikisi genel dört seçimden de partisini birinci çıkardı. ‘Aynen Ecevit gibi girdiğimiz seçimden partimizi birinci çıkaracağız. Birinci parti yapamazsak biz bu görevleri bırakacağız’ dedik. Bu iddia ile 31 Mart seçimlerine girdik. Bu iddia ile Zonguldak’ı kazandık, Zonguldak’ta 12 belediyeyi kazandık. Bu iddia ve bu kararlılıkla Türkiye’nin yüzde 65’ini kazandık. Bu iddia ve bu kararlılıkla 47 yıl sonra partimizi yeniden Türkiye’nin birinci partisi yaptık.
“SUSMAK YERİNE, BUTLAN BAŞI BEKLEDİLER”
Bu iddia, seçimden önce, ‘Efendim 1 Nisan sabahı büyük hezimet geliyor’ diyenler o günden sonra susmak yerine butlan başı beklediler. Seçimdeki zaferin sahipleri iktidar yürüyüşünü başlatırken bundan rahatsızlık duyan Erdoğan şunun farkındaydı. ‘Bizi kurduğumuz günden beri yenemediler. Partide bizi yenmeye bir inanç, bir kararlılık yoktu. Ne zaman bu değişim ekibi çıktı, ne zaman kararlılığını ortaya koydu, ne zaman hedefi belirledi, AK Parti kurulduğu günden beri ilk kez yenildi. Ve bu değişim ekibi, böyle kalırsa ve anketlere bakıyorlar, Türkiye’nin birinci partisi, Cumhuriyet Halk Partisi. Türkiye’ye bakıyorlar, Türkiye’nin birinci Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi. ‘Bunları buradan indirmemiz lazım’ dediler. İçinde bulunduğumuz durum, 19 Mart’taki darbe ile Ekrem Başkan’ın gözaltına alınmasıyla, 18 Mart’ta diplomasının iptal edilmesiyle, 23 Mart’ta, ön seçimin yapılacağı gün tutuklama yapılmasıyla, bütün belediyelerimize yapılan operasyonlarla, partimize açılan davalarla beraber yapılan iş Erdoğan’ın kendini yenecek ekibe darbe yapmasıdır.
“CUMHURİYET HER YAŞTAN GENÇLERLE YÜRÜYECEK”
Bu sefer darbeyi general üniformalarıyla değil, savcıların, hakimlerin cübbeleri ile yapmaya kalktılar. Bu darbe, Türkiye’de görev yapan, yargının bağımsızlığına inanan, kuvvetler aylığına inanan tüm savcı ve hakimleri saygıyla selamlarken, AK Parti yargı kollarının yaptığı bu darbeye milletimizle birlikte sonuna kadar direnme kararlılığındayız. Herkes şunu bilsin ki Türkiye’de 24 yıllık yorulmuş, yıpranmış, bırakın milletle birlikte yürüyecek, koşacak, adım atacak takati kalmamış iktidar vardır. Liyakat yoktur, adam kayırma vardır. Milletin derdiyle dertlenmek yoktur, milletten alınan oydan sonra millete sırtını dönmek vardır. Emekliyi unutmuş, çalışanı unutmuş, gençlerin gelecek ümitlerini kurutmuş bir iktidar vardır. Karşısında, girdiği ilk seçimi 5 ay sonra kazanmış, yenilgiyi evde bırakmış, korkuyu evde unutmuş, iktidara yürüyen dinamik ve genç, güçlü bir ekip vardır. İşte biz Cumhuriyet Halk Partisi’nin Gençlik Kollarıyla, Kadın Kollarıyla ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yazdırdığı 10’uncu Yıl Marşı’ndaki gibi her yaştan gençleriyle, her yaştan nasıl 30 yaşında adam, butlancı olmuş, olmaz olsun onun gibi genç. Cumhuriyet, her yaştan ama Cumhuriyet’e sahip çıkan, geleceğine sahip çıkan, ülkesine, partisine, Atatürk’ün emanetine sahip çıkan gençlerle yürüyecek. Her yaştan.
“BU, YENİYİ KURAN BİR YÜRÜYÜŞTÜR”
Buradan, Zonguldak’tan, emeğin başkentinden, Ecevit’in şehrinden Türkiye’ye söylüyorum. Ne zaman ki butlan kararından sonra polisimizi, Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet Halk Partisi’ne soktular, partiyi tarumar ettiler, partiden seçilmişleri attılar, atanmışlara partiyi teslim ettiler; o gün biz o binadan çıktık ve eskimiş bir siyaseti gerimizde bıraktık. Yağmurun, dolunun altında adım adım, 100’ler bin oldu, binler 10 binler oldu, Meclisimize doğru yürüdük. Bu yürüyüş, yeni bir yürüyüştür. Bu, yeniyi kuran bir yürüyüştür. Bu yenilik; emeklilerin yeni yolu, yeni yürüyüşüdür. Emekçilerin yeni yürüyüşüdür. Yoksulluktan kurtulmak isteyenlerin yürüyüşüdür. Artık canına tak eden çiftçilerin, köylülerin yeni yürüyüşüdür. Ve biz bu yolda Cumhuriyet Halk Partisi’nde hukuk mücadelesi, siyasi mücadele, meydanlarda, sokaklarda fiziki mücadele vererek Zonguldak’ta, Zonguldak’ın sokaklarında sel olup akarak, o günden bugüne gittiğimiz tüm şehirlerde, Denizli’de de Diyarbakır’da da Gaziantep’te de Burdur’da da Zonguldak’ta da Trabzon’da da Gümüşhane’de de Çorum’da da Amasya’da da Nevşehir’de de milletimizle kol kola, omuz omuza yürüyerek ilerliyoruz. Bize binalar lazım değil. Biz, binada oturarak bu partiyi 47 yıl sonra birinci parti yapmadık. Milletin içinde çalışarak yaptık. Bize binalar lazım değil. Bize güçlü otobüsler lazım değil.
“BU GEMİYİ İKTİDARA TAŞIMAK BOYNUMUZUN BORCUDUR”
Geçen geldiğimde partimizin otobüsünün üstünde Madenci Anıtı’nda hepinize seslenmiştim, göz göze. Şimdi de göz gözeyiz. Bu sefer altımızda bir kuvvetli sesli araç yok. Ne var altımızda? Altımızda işte bu bank var, bank. Bu bank bize yeter, bu bank bize yeter. Binaları, araçları, güçlü seçim otobüsleri olup da sokağa adım atamamak yerine; sokakta, Zonguldak’ta milletle yürümek, bankın üstünden konuşmak iktidarı işaret eder. Size söz veriyorum, bundan sonra bu işin geriye dönüşü yoktur. Bu iş iktidara varmadan, menzile ulaşmış saymaz kendini. Bu geminin kaptanı, bu geminin içindeki bütün emekçileri iktidar yolculuğundadır. Bu gemiyi güvenli bir limana çekmek değil; bu gemiyi menzile ulaştırmak, iktidara taşımak boynumuzun borcudur.
“SİZİN İKTİDARINIZI KURACAĞIZ”
Bundan sonraki süreçte, ev hanımlarının umudu, iktidarımızdır. çünkü iktidarımızda iş veremediğimiz, hayatın içine katamadığımız, evde oturan her kadının sosyal güvenlik primi devlet tarafından ödenecek, iktidarımızda ev hanımları kimseye muhtaç olmadan sosyal güvenceye sahip olacaklar. İktidarımız, gençlerin ümididir. Dört gençten üçü ‘Yurt dışına gitmek isterim’ derken şimdi gençlerin Türkiye’de bir hayal kurduğu Türkiye’de bir gelecek tasarladığı, Türkiye’nin gençler için yasaksız, dünya ülkelerinin, Avrupa’nın vizesiz olduğu yarınlar için bu yürüyüşümüz gençlerin iktidara yürüyüşüdür. Ve bütün emeklerimize, bütün emekçilerimize emeğin ve emekçinin, emeklinin kentinden andolsun ki; geçmiş günlerde 8 çeyrek altın alan emekli maaşının 2 çeyrek altına düştüğü, 7 çeyrek alan asgari ücretin 3 çeyrek bile alamadığı ve orta direğin yoksullaştığı, bütün emeklilerin fakirleştiriildiği bu düzeni, AK Parti’nin kara düzenini alaşağı edeceğiz, sizin iktidarınızı kuracağız. Söz veriyoruz size. Bugün Zonguldak’ta çok kişi ‘Yanındayız, arkandayız’ dedi. Sordum. ‘Bu yol doğru mu dedim?’ ‘Doğru’ dediler. Bu yolda birlikte yürüyecek miyiz? Bu yolda birlikte yürüyecek miyiz? Ben Zonguldak’la birlikte çıkılan her yolculuğun Zonguldak’ı, alınterini, madencileri, emekçileri, emeklileri ve çiftçileri iktidara çıkardığını biliyorum. Zonguldak‘tan yola çıkıyoruz hep birlikte halkın iktidarında buluşuyoruz. Size güveniyorum, size inanıyorum. Sizi seviyorum. İyi ki varsınız, iyi ki varsınız.”




